Kayra hanımefendi 1.5 aydır Bodrum’da tatildeydi ,keyfine de diyecek yoktu. Kalabalığa,daha doğrusu annemle babama hatta çamura bile o kadar alışmıştı ki Ankara’ya dönünce gündüzleri ana-kız kalakalıcaz, bakalım nasıl eğlendireceğim bızdığı tek başıma diye bayağı düşündüm ordayken.
Uçakla gidişimiz düşündüğümden zor oldu. Akşam 10’da kalkması gereken uçak rötar yapıp 11 buçukta kalkınca -o saate bırakın kayrayı hiçbir çocuk kalmazdı- haliyle kayra da uçağa binene kadar uyumamayı hatta etrafına gülücükler atmayı başardı ama ne zamanki uçağa bindik artık dayanamadı ve ağlamaya başladı; öyle böyle ağlama değil susturamadık resmen,ağlamaktan memeyi bile almadı ağzına. İlk defa emziğe alıştırsaydım keşke diye düşündüm. Allahtan o ara uçaktaki çoğu çocuk ağlıyordu da bizimki de arada kaynadı. O 1 saat geçmek bilmedi,hatun zar zor uyudu,arada uyandığında da ağlamaya kaldığı yerden devam etti. Dönerken uçak sabah 7’de idi. Kayra havaalanına giderken de uyudu. Oraya varınca uyandı. Uçak havalanırken emzirdim,gene uykuya daldı, gayet rahat geldik anlayacağınız.
Bizim her daim serin evimizden sonra bodrum havasına alışması biraz zor oldu kızımızın. Hemen isilik oldu vücudunda. Şu zamana kadar bir kere bile pişik olmamıştı,bodrum’un sıcağında oldu tabi ama hafif şiddette atlattık neyse ki.
Uçakla gidişimiz düşündüğümden zor oldu. Akşam 10’da kalkması gereken uçak rötar yapıp 11 buçukta kalkınca -o saate bırakın kayrayı hiçbir çocuk kalmazdı- haliyle kayra da uçağa binene kadar uyumamayı hatta etrafına gülücükler atmayı başardı ama ne zamanki uçağa bindik artık dayanamadı ve ağlamaya başladı; öyle böyle ağlama değil susturamadık resmen,ağlamaktan memeyi bile almadı ağzına. İlk defa emziğe alıştırsaydım keşke diye düşündüm. Allahtan o ara uçaktaki çoğu çocuk ağlıyordu da bizimki de arada kaynadı. O 1 saat geçmek bilmedi,hatun zar zor uyudu,arada uyandığında da ağlamaya kaldığı yerden devam etti. Dönerken uçak sabah 7’de idi. Kayra havaalanına giderken de uyudu. Oraya varınca uyandı. Uçak havalanırken emzirdim,gene uykuya daldı, gayet rahat geldik anlayacağınız.
Bizim her daim serin evimizden sonra bodrum havasına alışması biraz zor oldu kızımızın. Hemen isilik oldu vücudunda. Şu zamana kadar bir kere bile pişik olmamıştı,bodrum’un sıcağında oldu tabi ama hafif şiddette atlattık neyse ki.
Saçları acayip sorun oldu.Gardiş 3 gün burada kaldı,3 gün de “kestir kızın saçlarını,rahat etsin” deyip durdu ama ben kıyamadım kestirmeye. Günde birkaç kez toplanıyordu saçları,yüzü gözü açılıyordu böylece ama terlemesine engel olamıyorduk yine. Gündüzleri sadece bezini takıp dolaştırdığım da oldu ama bu sene rüzgar çok esti burda;yazın üşütmekten korktum kızı. Hava 2-3 gün çok sıcak oluyordu;kavruluyorduk resmen sonra bir rüzgar;bir dalga 2 gün de o sürüyordu.Rüzgarlı günlerde Kayrayı sallayıp uyuttuğumuz salıncağın etrafını havlularla kapatıyorduk; padişah gibi kurulup oturuyordu içinde.
Kızım banyoyu seviyor diye denize de hemen girer diye düşünmüştüm. O yüzden ilk günler hayal kırıklığı oldu benim için. Bırakın denize girmeyi ayağını bile denize sokunca gözünü sıkıca kapatıp ağlamaya başlıyordu. O kadar ağlıyordu ki sahildekiler “denize sokmayın bebeği, üşüdü heralde” falan diyordu:) Simidin içinde oturuyordu hatun ama hiç kımıldamadan..elleri,kolları simide yapışmış vaziyette hiçbir yerini oynatmıyordu. Dedik böyle olmayacak,simit olmadan sokalım suya,kucağımızda yavaş yavaş sokarız denize diye. Gerçekten de öyle daha kolay oldu alışması.En azından ağlayıp sahili inletmemeye başladı.Tatilin sonlarına doğruysa denize iyice alıştı. Hiç ağlamadan denize girip çıkartıyorduk bızdığı.
Nerdeyse tatilin yarısından fazlasında denize girdi hatun. Hatta tatilin sonlarına doğru,bir kez sabah bir kez de akşam olmak üzere günde 2 kere denize sokuyorduk. Yüzüstü ve sırt üstü yüzdürüyorduk;çok hoşuna gidiyordu:) babamla annem kızı sokuyordu denize. Benim denize girmem bi 10-15 dakika sürüyordu,soğuk diye hemen giremiyordum. Benim girip kızı alıp yüzdürmem ve çıkmamız da bi 15 dak sürüyordu. Yani tüm tatil boyunca Kayra benden çok denizde kalmıştır:)
3 günlüğüne gardiş geldi bize sürpriz yapıp.Sırf kızı denize sokmak için. Bayağı da uğraştı sağolsun. Ama tatilin ilk günleriydi ve Kayra genelde her denemede ağladı.
Denize sokamadığım zamanlarda da havuzu dolduruyordum; içindeki su,güneşten de ısınmış oluyordu,o suda güle oynaya oturup oynuyordu kızımız.Deniz suyu soğuk gelmese içinden hiç çıkmayacak demek ki:) ilk zamanlarda koyduğumuz yerde oturuyordu suyun içinde ama daha sonraları havuzun içinde emeklemeye bile başladı bızdık:)sudaki oyuncakları almak için sağına soluna arkasına bile dönmeye başladı..
Park yatağında yattı geceleri;yatağın üzerine cibinlik taktık gelir gelmez. Sivrisinek için bitkisel losyon sürdüm her akşam, yattığı odaya sivrisinek için ilaç da taktım ama yine de her tarafını soktular kızımın pis sivrisinekler:( Sırf yüzünde 7 tane ısırık izi bile oldu bir ara:(
Ana kucağında sallayıp uyutuyoruz gündüzleri diye bodruma kadar getirdik ana kucağını ama bizim kız salıncağa öyle bir alıştı ki salıncağı herkesten çok o kullandı tüm yaz; tüm gündüz uyumalarını salıncakta yaptı. Ama uyuduğunda birinin başında beklemesi gerekiyordu ki uyanıp düşmesin diye bu yüzden resmen başında sırayla nöbet tutuyorduk,arada ses olup da uyanır gibi olduğunda salıncağı hemen sallayıp yine uyutuyorduk. Geceleri de salıncakta sallayarak uyutuyordu dedesi; ben iyice dalınca kucaklayıp yatağına taşıyordum.
Bodruma gelmeden 2 alt dişi çıkmıştı Kayra’nın. Burada da iki üst dişi çıktı-üstte bir 3.diş de yolda- ama çıkana kadar resmen meletti hepimizi. 2 gece ateşlendi bile. Hadi ben kaç aydır uykusuz kalmaya alıştım da kız gece bir ağlamaya başlıyordu susturabilene aşk olsun. Sadece ben değil; annem ve babam da uyanıyordu ve hep birlikte uyutmaya çalışıyorduk kızı.Zor gecelerdi. Sonraları herkesin uykusuz kalmasına gerek yok dedik; geceleri ben kalktım sadece ama sabah 6’da veya 7’de anneme postalıyordum;annem de daha sonra babama paket servis:) yaıyordu. Böylece ben 1-2 saat rahat uyuyordum. Gece 2 saatte bir kalkıp meme istemesi tüm hızıyla Bodrum’da da devam etti.
Babamı “yılın dedesi” seçtik ailece.Hatta sadece biz değil,bu sene bizim sitedekiler de babamı “yılın dedesi” seçmişler. Kızın yemeğini yedirdiğini,dolaştırdığını,uyuttuğunu,denize soktuğunu gören site sakinleri teket teker gelip babamı kutladılar valla.
Tatil boyunca babam, Kayra konusunda bize kadar yardımcı oldu ki, bir toplantı için 2 günlüğüne Ankara’ya gittiğinde annemle panik olduk resmen,ne yapacağız “dede” yokken diye.
Tatil boyunca Kayranın yemeğini yediren, azıcık daha yesin diye türlü oyunlar yapan, susamıştır deyip habire suyunu içiren,(kendisine “sucu dede” adını da taktık)kızı sabah-öğle-akşam-gece uyutan, (kayra, dedesinin sesini duyunca ağlamayı bırakıyordu resmen ;annemle biz deneyip de uyutmayı başaramadığımızda babam gelip iki dakikada uyutuyordu kızı) sıkılmıştır deyip kucağına alıp gezdiren, “hey gidinin efesi” , “sıkıntılı kayra,mıkıntılı kayra” ,“bikinili kayra,yokinili kayra”diye şarkılar söyleyip, kayrayla “parmak”oyunu yada “kaşık düşürmece”oyunu oynayan, yorulsun da gece uyusun diye ,“kel sülo” ve “şükufe” adını verdiği bebeklerle kızı emeklemeye teşvik edici oyunlar oynayan, her gün bızdığı denize sokup sırt üstü yüzdüren, onun “yüzme arkadaşı” olan, Kayra yüzünden tatilin başında sigarayı bırakan, her alışverişe gittiğimizde kayra için oyuncak alan,her sabah yaptığı yalıkavak yürüyüşünden kayraya bakmak için kaç kere feragat eden dedemize bir de buradan teşekkür etmek istiyorum.
O kadar “anne” çalıştırmama rağmen, ilk olarak “Baba” dedi kızımız:( hem de babası Ankaradayken… “Abbaa,babaaa,deaee,deee,beee” diyerek geçiriyor artık tüm günü. Emekleme olayı da tam 9 aylıkken başladı.8 aylıkken geri geri emekliyordu; poposunun üstünde öne doğru gidiyordu artık düz emekliyor her yere. Şimdi de bir yerde 5 dakika sabit tutabilene aşk olsun. İlla ya öne ya geriye gidiyor; ya da yanındakinin üzerine tırmanmaya çalışıyor.Bizim deyimimizle hamur gibi yoğuruyor insanı. Koltuğun kenarına tutunup ayağa kalkıyor. Yere koyduğumuz simidi,plastik masayı ite ite gidiyor yerde. İlk geldiğimizde babam emeklesin diye kızın uzağına saat,oyuncak vs gibi objeler koyuyordu;gaza gelsin diye.bizimkinde tık yoktu,poposunu kaldırmıyordu bile. Sonra 15 gün içinde emeklemeye başladı,inanamadık valla. Akşamları “Şukufe ve kel sulo ile oynatıp yormaya çalışıyoruz keratayı.
Nerde tırı vırı eşya var,onla ilgileniyor.Boşuna oyuncak alıyoruz diyorum ben. Bir yere giderken yanıma oyuncak almıyorum artık. Gözlük kabı,güneş gözlüğü,anahtarlık,saat, ilaç kutuları,kolye,bilezik,tesbih vs ile daha çok ilgileniyor bızdık. Arabada giderken huysuzlandığında oyalanması için bu saydığım şeyleri sırayla arkaya veriyorum:)
Bu tatilde daha önce yemediği şeyleri de denemiş olduk.İlk balığını Gümüşlük’te yemiş oldu kızım. Daha sonra Fener balıkçısında ve sonrasında da Selma teyzelerle gittiğimiz Turgutreis’teki Yat kulubünde yedi balık. Sevdi gibi. Tavuğu daha bir sevdi ama. Didikleyip önüne koyuyoruz; kendisi yiyor döke saça. Üzüm de vermeye başladım. Babam,üzüm verirken her üzümün kabuğunu soyup veriyordu kıza,yorulmasın diye:) Sabahları mısır gevreği de veriyorum artık. Babam,her mısır gevreği tanesi üzerine labne peynir sürerek veriyordu kıza:) Babama kalsa neler neler yedirecekti kıza da ben engelledim hep,o yasak 1 yaşına kadar,o alerji yapabilir,o yağlı bu tuzlu diye. Mısırı da vermeye başladım artık; koçanını kendi kendine kemiriyor,o kadar tatlı yiyor ki. Babam bir de dondurma külahı vermiş bir gün kıza. Bizim kız ayıla bayıla yedi valla,pek bir sevdi. İçinde vanilya,şeker vs varmış,öğrenince bir daha vermek istemedim tabi ben. Sırf bodrumda kullanalım diye portatif mama sandalyesi almıştık.iyi ki de almışız.sandalyenin tekine bağladık; her öğününde de kullandık chicco mr party’yi. Sadece evde değil,dışarı yemeğe gittiğimiz yerlerde de kullandık. Bizim için çok büyük rahatlık oldu.Temizlemesi de çok kolay. Tavsiye ederim:)
Çamurla da iyi anlaştılar allahtan. Daha doğrusu Çamur onunla hiç ilgilenmedi.Bizim kız devamlı onu izledi, dokunmaya,sevmeye çalıştı:) hayvanlara çok meraklı.nerde değişik bir hayvan görse sesler çıkartmaya başlıyor. Bu ilk yazında kendisini kaz ve kedi ile de tanıştırdık:)
Bu sene eskisi gibi çok gezemedik etrafı.Bir gün Gündoğan’a gidip sahilden soktuk Kayrayı denize. İskeleden denize sokmak daha zor oluyor tabi. Sahilden yürüye yürüye soktuk,daha kolay oldu. Bir kez de Göltürkbükü’ne gittik. Yemek yiyip döndük. Sitedeki gazinoda balık yedik 3 akşam; İki kez de geçen sene de gittiğimiz Gökçebel’deki Alanç apart’ın aile yerine gidip deniz kenarında balık yedik. Gümüşlük’e bir kez gardiş geldiğinde gidip balık yedik bir kez de köfte yemeğe gittik çay bahçesine. Kızı da mama sandalyesine oturttuk; önüne üzümleri koyduk oyalansın diye;biz de oturduk okey oynadık:)
Oasis’e sık gittik. Çin lokantasında hem mama sandalyesi vardı; hem de orda Kayranın yiyebileceği tuzsuz çorba ve pilav bulabiliyordum kolaylıkla:)
Yalıkavaktaki Bitez dondurmacısı da bu yaz favori mekanımız oldu. Özellikle damla sakızlı ve balbademli dondurması denemeye değer.Oranın da mama sandalyesi vardı; bir kaç kere de biz dondurmamızı yerken Kayranın ara öğününü de orda yedirdim.
Bir akşam da Yalıkavakta dünya sörf yarışmalarının açılış kokteyline gittik Selma teyzelerle.Bando takımı yürüdü sahilden iskele cafeye kadar. Daha sonra da zeybek ekibi gösteri yaptı.En sonunda da çok güzel bir havai fişek gösterisi yapıldı. Kayra bando ekibiyle fotoğraf çekildi. Havai fişeklerin sesinden korkar mı diye endişelendim ama baktım kafayı kaldırmış,ilgiyle izliyor bızdık:)
Bir gün de gazetede methettiler diye Yalıkavakla Gümüşlük arasında bir yerde “Koyunbaba” diye bir restoranta gittik. Yerini bulmakta epey bir zorlandık ama gittiğimize değdi gerçekten de. Mezeleri çok güzel. Özellikle Köpoğlu ve Fava. Kayra için de özel patates püresi hazırladılar:)
Babamız geldi bir haftasonu bizi ziyarete:) Kızı kucağından bırakmadı; yemeğini yedirdi,uyuttu vs.ama beni de özlediğinden kızı annemlere bırakıp yalıkavak’a ve bodruma gezmeye indik başbaşa:) e olsun o kadar; evlendik evleneli biz de hiç bu kadar ayrı kalmamıştık.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder