Ctesi sabah 10’da gelecek denen salon ve oturma odası koltukları annemle erkenden evden çıkmamıza neden oldu. O gün arkadaş toplantısı olmasına rağmen saçımı da makyajımı da sizin evde yapıp öyle geçerim toplantıya deyip sabahın köründe benle yollara düştü sevgili annem.. Ama tam bizim siteye girerken Hakan mobilyaları 16’dan sonra getireceklermiş,kamyonlarında bir sorun çıkmış deyince tüm hayallerimiz yıkıldı bir anda. Biz de oturup cappucino içtik annemle:) 
Benim biricik arkadaşım Deniz iş çıkışı uçarcasına bize geldi; Önce aç ayı oynamaz dedik ve çarşıya gidip pide yedik. Denizle Hacettepe Ünv’de okurken bir oturuşta 1.5 kıymalı pide ve ardından tatlı yerdik. Birden o günler geldi aklımıza:) beraber tüm kutuları açıp,bulaşıkları yıkayıp yıkayıp eşyaları mutfak dolaplarına yerleştirince de kendimize ödül olarak aldığımız tatlıları yedik,çayımızı içtik.
Sonunda mobilyaların bir kısmı geldi; sonunda evimiz dolmaya başladı:) Tabi söylememe gerek yok; hepsi çok güzel. Tamamen Hakanla benim ortak zevkimizi yansıtıyor koltuklarımız. Vakit kaybetmeyelim diyerek hemen çıktık evden. Sağolsun Deniz deli gibi araba kullanıp dükkanlar kapanmadan 2 perdeciye de yetiştirdi bizi. Tabi işin içine girince anlıyorsunuz; öyle kolay iş değil perde seçmek. Adam fon ister misiniz,kulakları çıkaralım mı, kesme yapalım mı gibi perdelere özel terimler kullandığı ve şimdiye kadar da perde kumaşı,modeli de hiç ilgimizi çekmediği için biraz zorlandık ama çok güzel ve değişik modeller var gerçekten. İnsan o kadar modelin içinden seçmekte zorlanıyor. Ama tabi en önemli husus da o perdenin temizliği. Yani yıkamasının,ütülemesinin ve sonra da tekrar asmasının kolay olması gerekiyor. Onun için bir sürü modeli adam yıkaması şöyle zor vs der demez eledim. Zaten Hakan olaya hiç girmedi. Evi halı ile perde gösterirmiş derler; sonra bana laf edersin deyip kenara çekildi :) yani tüm modelleri ben seçtim:) Bakalım daha fiyat alma aşamasındayız; piyasa araştırması yapmadan olmaz böyle işler:)
Kızılay’da yağmur altında yapılan zorunlu bir gezi ve Akman’da verdiğimiz Boza molası ile bu yorucu günü sona erdirdik.
Pazar günü,Yusuf amcaların Jest’te bizi brunch’a davet etmesi üzerine sabah erkenden yola koyulduk. Tabi söylememe gerek yok masamızın halini. Yediğimiz herşeyi yazmayayım tek tek; bayağı bir sürer çünkü. Ardından türk kahvelerimizi de içince değmeyin keyfimize valla. Cerenlerin bir türlü ortak bir karara varamayıp alamadığı beyaz eşya konusu hayli eğlendirdi herkesi. Ortam bir anda Müzakara alanı gibi oldu. Vestelciler,Arçelikçiler’e karşı şeklinde:) Biri “şikayet.com’da 90 küsür şikayet varmış Vestel ürünlerine ait” der; biri “ Vestel Avrupa’da 1 numaraymış”der; baktık bu tartışma bitmeyecek,uzayacak kalktık masadan:)
Praktiker alışverişimizden sonra evimize gittik ve benim becerikli,elinden her iş gelen nişanlım kapı kolu ve menteşe işlerini halletti; ben asistanlık,getir götür işleri yaptım bolca.Sonra balkonda çiçeklerin topraklarını değiştirdik; balkonda duracak saksılara çiçek diktik. Benim saksı çiçekleriyle ne kadar aram,ilgim,bilgim yoksa Hakan o kadar meraklı. Annem bir yere gittiğinde Cerenle beni arayıp çiçeklerime arada su verin deyip hatırlatır mesela; çünkü bize kalsa ooo,çiçek susuzluktan ölür. Evlilik,hayatı paylaşmak böyle birşey heralde:) Biz de elimizden geldiğince çiçekleri büyütmek için uğraşacağız artık:)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder