ISSEVENLER

Daisypath Anniversary tickers Lilypie Fourth Birthday tickers

Çarşamba, Temmuz 27, 2011

Kalbim Ege'de kaldı:(




2 haftalık Bodrum tatilini bitirmiş,hatta ilk iş haftasını bile yarılamış bulunmaktayım. Aklım fikrim hep Kayroşta. 2 hafta boyunca babamız yanımızda değildi. Gün içinde değil de mesela uykusu geldiğinde yada herhangi bişey için ağladığında başlıyordu "baba" diye ağlamaya. "Baba işte annecim,gel arayalım konuşalım" diyordum. Tamam diyordu. Babasının seçini duyunca yine başlıyordu ağlamaya. Normalde babaya aşırı bir düşkünlüğü olmadığı halde baba diye ağladığında,e bana da normalinden fazla düşkün olduğu için ben olmayınca ne yapacak diye endişem çoktu açıkcası. Babam "kızım bize güvenmiyormusun? Keşke benim de böyle anneannem ve dedem olsaydı" diyor çünkü utanmasam her saat başı arayıp Kayra'nın nasıl olduğunu soracağım. Ona çok zor olacak,nasıl kalacak bensiz vs derken ben de çok bağımlıymışım kıza,bunu anladım valla. Ev, ev değil onsuz..odasına girmemeye çalışıyorum,girince pijamalarını kokluyorum. Zırt pırt videolarını izliyorum. İş yerinde konuştuğumuzda "annee dett (gel)" dediğinde ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Nasıl geçecek bu günler acep??












Çok güzel geçti ama bu tatil. Geçen seneyle kıyaslayıp durdum ben tabi. Bir kere bez olayı büyük rahatlık. Geçen sene elimde bez koşturup duruyordum Kayroşun peşinde. Bu sene o kadar rahattık ki. Denize yapar mı diye merak ediyordum ama tutuyor ve çıkınca yapıyordu hatun. Geçen sene ayağına terlik bile giydirememiştim çünkü çoraplarını bile çıkarmamıştı hatun. Ama bu sene çok büyük gelişme göstererek,ayağına terliklerini geçirip,geçen sene "piss" deyip üstüne basmadığı,eline bile almadığı toprakla çok da güzel oynadı. Bizim sitede öyle kumla oynanacak bir alan yok,iskeleden giriliyor denize. Sırf kumla oynasın diye Bir gün Gündoğan'da, bir gün de Yalıkavak'ta girdik denize. Kendi gidip kovasıyla denizden su alıp, ayak havuzunun içini suyla doldurup ayaklarını bile kuma soktu valla.


Sabahları 7:30-8:00 arası kalktı. Öğlen 14:30-16:30 arası uyudu. Gece de 22:30-23 gibi uyuyordu. Tabi gene süt için 2 kere kalkıyordu gece. 2-3 gece de sivrisinek ısırıkları yüzünden uyuyamadı. Yatmadan her tarafına sürdüğüm Moustidose'a rağmen, hep de en cins yerlerini (elinin kenarı,ayağının kenarı vs) soktu pis sivrisinekler. Kaşıntı için Stilex krem yeterli olmayınca Hipocort aldım eczaneden. Arada da buz veriyordum eline. Kendi ısırığın üzerine buz tutup üflüyordu.
Bu yaz en büyük gelişme denize kendi isteğiyle ve ağlamadan girmesi oldu tabi. Geçen sene siteyi inletiyordu ağlamalarıyla. Demek ki neymiş,çocuğu zorlamamak gerekiyormuş. Kendi isteyince bir güzel de yapıyormuş herşeyi:) Bazen illa benim sokmamı istiyordu denize,bazen de iskeleden denizdeki dedesine uzatıyordum Kayroşu. Annesi su soğuk diye önce sağ bacağı ısıtayım,sonra sol kolu derken seremonilerle yarım saatte deniz girerken,Kayroş bir anda denize girdiğinde bile gıkını çıkarmıyordu vallahi. Hiç bana çekmemiş:) Denize her girdiğimizde dedesi Kayroşu yakalamaya çalışıyor ama bir türlü başarılı olamıyordu;bu da Kayroşun çok hoşuna gidiyordu. Bir de dedesi dalınca çok hoşuna gidiyordu. Yazık babamın dalmaktan gözleri acıyordu artık. Bir de dedeyi denize itme oyunu vardı. Her seferinde dedesini 3'e kadar sayıp itmesi gerekiyordu ama Kayroş her seferinde 3'ü söylemeyip 1-2-4-5 deyip dedeyi denize itiyordu.



Gardiş Bodrum'daydı 1 hafta. Kayroşla bayağı ilgilendi sağolsun. Beraber kumdan kaleler yapıp, saklambaç oynadılar. Bu tatilde Kayroşun kokoş tarafını da görme fırsatım oldu. Günde 3 posta kıyafet değiştiriyordu hatun. Bir de illa kendi seçecek elbisesini. Teyzesi de öyle bir iltifat ediyordu ki elbisesini görünce bizimki iyice mest oluyordu. Elbisenin eteklerini tutup dönüyordu falan:) Kendi seçip yeşil bir toka takımı aldı. Lastikli tokayı da koluna taktı. Tabi kolunda düz durmuyor toka kısmı, mızmızlanınca anneannesi tokanın lastik kısmın kesip ,Kayroşun bileğine göre dikti de koluna bilezik niyetine takabildi prenses. Yav anasından görmüş diyeceğim ama benim de işim olmaz takı tokayla anlamadım ki kime çekti..


Saçlarını Bodrum'un sıcağında da toplatmayıp saçının her teli sırılsıklam olmuş vaziyette kalktı her uykusundan. İnatçı mı inatçı vallahi..




Her akşamüstü bahçemizi suladık. Büyük keyif alıyor bu tür işlerden de. Bahçemizin eriğini de yeme fırsatımız oldu bu sene.

Çamur'la daha bir yakınlaştılar bu sene. Çamur da hayli yaşlandığı için, o eski deli hallerinden eser kalmadığı için Kayroş bile tasmasından tutup gezdirebildi Çamur'u. Çamur'un yemeği bitmiş deyip anneme haber verip,yemek ve su kabını taa Çamur'un yattığı yere kadar taşıyan da Kayroş oldu. Tabi hayvanın gıkı çıkmıyor diye sırtına yapıştırmalarını yapıştıran, çoraplarını koyan, tabancayla balon püskürten de Kayroş idi.


Kankası Dora ile telefonda konuştular bir kez. Kendi dilinde anlattı bişeyler Dora'ya.



Yalıkavak'taki çocuk eğlence alanı gene kurtarıcımız oldu. Trambolinde ilk gün pek zıplamasa da diğer günler alıştı. Salıncak,tren vs her akşam bindi.


Dondurmanın gözüne vurdu bu tatilde:) Her gün 1 hakkı vardı. Dedesi değişik tadlar denesin diye uğraşsa da onun tercihi hep "pembe domur" (çilekli dondurma) oldu. Bir de arada yediği "çuçu" muz varki o da çikolata demek Kayroşca:)



Gene evde durmadık biz. Bir gün Gümüşlük'e gidip çok sevdiğim köfte ekmeğini yedik.Bir gün Oasis'e gittik. Bodrum'a her gittiğimizde muhakkak gittiğimiz Chinese Inn'de Çin yemeğimizi yedik. Yalıkavak'taki Bitez dondurmacısı da uğrak yerlerimizden biri idi. Bir gün öğle yemeğini Turgutreis'de yedik. Klasik Göltürkbükü gezimiz oldu. Ceren'i uğurlamak için Bodrum'a indiğimizde barlar sokağını gezebildik anca. Annemler gazetede muhakkak gidin diye okuyunca Ortakent'te Sakız Ana'yı sora sora bulup bir öğle yemeğimizi de orada yedik. Tabi bolca alışveriş merkezi gezdik yine. Kipa ve Tansaş'taki arabalı alışveriş arabalarını çok sevdiğinden gidince ilk işimiz hemen bir araba bulmak oluyordu.Bir akşam da Barselona sirkine götürdük Kayroşu. Gene en ön sıradan izledik. Atlara ve maymunlara bayıldı.


Elimde fotoğraf makinası görür görmez almak istiyor artık. Kendi de bizim fotoğraflarımızı çekiyor,hem de çok başarılı fotoğraflar çekiyor vallahi..Çektikten sonra bi de nasıl çektiğine bakıyor düdük:) Alttaki fotoğrafı da Kayroş çekmiştir efenim:)

Bu sefer hiç bir oyuncak götürmedim Bodrum'a. Sadece parmak boyası,pastel boya ve oyun hamuru götürdüm. Onlar da oyalamaya yetti.


Kendi dilinde şarkı söylüyor,sonra da hemen arkasından selam veriyor. Gözlerini kapatıyor ,elini göğsüne koyuyor ve başını eğiyor:)


Kaşif Dora bizle Bodrum'a da geldi tabi. Ama belli zamanlarda açtık notebook'u. Yatmadan önce 1-2 bölüm,yemeklerden önce 1-2 bölüm seyretti. Kaşif Dora seyrede seyrede "Push" ve "Jump" kelimelerini öğrendi. Türkçeyi çözemeden İngilizce konuşacak galiba:)



Benim Ankara'ya döneceğim gün Keriman teyzem,Emel teyzem, Göksan ağbim,eşi Marie ve kızları Sofia geldi bize. Tabi çok kısa süre birlikte olabildim ben. Kayroşla Sofia arasında 1.5 ay var sadece. El ele tutuşup sahile gidişleri çok güzeldi.



Bu yazının anafikri şudur aslında. En iyi tatil ailenle ve aile büyükleri yanındayken geçirdiğin tatildir. Sabahları 1 saat daha uyuyayım diye Kayroşu hemen dışarı götüren anneme, Kayroş ağlamasın,hep gülsün,eğlensin diye kendini paralayan, yorgun olduğu halde Kayroşla yastık savaşları yapan, denizde yakalamaca oynayan,dalıp dalıp gözlerini acıtan babama ne kadar teşekkür etsem azdır. İyi ki varsınız. İyi ki ailemsiniz..

4 yorum:

Benden Bizden dedi ki...

Hosgeldin Zeren :)
Harika bir tatil olmus, gecen seneki yazilarini hatirliyorum ben de, gercekten cok fark var! Masallah Kayrosa, cok cok buyumus ve serpilmis bizdik :) Aile yardimi cidden cok onemli, hayat kurtariyorlar resmen. Allah basimizdan eksik etmesin onlari!
Tez zamanda kavusursun kizina umarim. Ama kavusana kadar da doya doya uyu derim ben :)

Zeren İŞSEVENLER dedi ki...

Hoşbulduk canım:) Evet bu arayı bu şekilde değerlendirmek en iyisi:) Kesintisiz uykuyu unutmuşum ama,gözlerim belli saatlerde otomatik açılıyor:)

Selim Karakaya dedi ki...

Öyle güzel anlatmışsın ki, insanın işi gücü bırakıp (ama mutlaka yanına bir ufaklık alıp, çocuk, yeğen, vs) koşturarak tatile gidesi geliyor:)
hoş geldiniz..

Zeren İŞSEVENLER dedi ki...

Selimcim senin de Londra gezi izlenimlerini dört gözle bekliyoruz:) Sevgiler..