Zaten Hakan'ın elinden telefon düşmedi. Ben de Hakan'ın pda'i sayesinde maillerimi görebildim. arada iş de olsa,şirkette değilsin ya,değişik bir çevre,hem de öylesine güzel yerler, yapacak birşey yok deyip keyfimizi kaçırmamaya çalıştık.
Neler mi yaptık 1 hafta? Bol bol dinlendik. Ben 2 kitap bitirdim mesela. Biri Maeve Binchy'nin son kitabı "Aşıklar Korusu". Klasik bir Binchy romanı. Kitabı bitirince kendinizi kitaptaki karakterlerden biri olarak görüyorsunuz hep; o kadar içlerine giriyorsunuz,her yönleriyle tanıyorsunuz ki..
Zevkle okudum sonuna kadar. Bir de Glenn Meade'in "Şeytanın Müridi" adlı kitabını bitirdim. Hakan benden önce başlamıştı bu kitaba; ben ilkini bitirip buna başlayınca resmen birbirimizle yarıştık kitabı falan saklamaya başladık:)
Ben bi de bahçeyle ilgilenmeyi çok seviyorum. Huzur buluyorum resmen toprak kokusuyla. O yüzden tatil boyunca kahvaltı sonraları denize karşı gazete çay sefamızdan sonra hortumu kapıp bahçe suladım hep. Hatta iyice gaza geldik. 3-4 tane bitki aldık bahçeye;onları diktirdik. tabi adam bizim bahçeyi görünce bizi resmen haşladı. Toprağınız toprak değil,bitkiler çocuk gibidir;siz dikip gidiyorsunuz,sonra da gelince neden büyümedi diyorsunuz vs vs. Gıkımızı çıkaramadık valla:) Neyse şimdi pembe begonvillerimiz, 2 tane bodur palmiyemiz ve de armut ağacımız var. Hepsine de isim taktık:)Bakalım seneye ne halde bulacağız?:)
Fiks menu şeklinde Gümüşlük'te köfte ve Oasis'de Çin yemeği gezilerimiz oldu. Bodrum'a gidip oralara gitmeyince kendimizi rahatsız ediyoruz valla:) Köfteleri hakkımızla kazandık; annemleri okeyde farkla yendik. Bodrum'a da indik. Ben Afrodit'e girmezsem de rahatsız oluyorum çünkü:) Alışveriş yorgunluğunu Mado'da tatlılarımızı yiyerek attık.
2 sene önce günübirlik gitmiştik. Cengiz dayı yoktu; Berrin yengem gezdirmişti bizi. O zaman Öz-İl, Perili Köşk ve Kargı'ya gitmiştik ve denize girmiştik.

Bu sene Mesudiye'ye gittik önce. Her zaman gittikleri bir çay bahçesinde çaylarımızı içtik; sonradan da karışık tostlarımızı yedik,türk kahvelerimizi içtik. Denizi ılıktı; ben bile kolay girdim,uzun süre de kaldım denizde.
Ovabükü ve Palamutbükü yollarından da geçtik. Akşama mangalda balık yedik.
Datça'dan döndüğümüz akşam Yalıkavak'ta balık yedirdi eniştem bize. Bir akşam da Fener'de balık yemeğe gittik. Yani her tatilde olduğu gibi balığa doyduk anlayacağınız:)
Pazar sabahı 7'de Ankara'daydık. Kendimize anca geldik.İyi oldu erken gelmek,dinlendik. Bir ara da gardişle buluşup Kıtır'da yemek yedik. Dost'tan kitap ve cd aldık,alışveriş yaptık.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder