Öğlen geliriz demiştim ama Denizlere geçmiş olsuna gitmemiz de neredeyse akşamı buldu.Ceyhan teyze gene dolu şey hazırlamış;hababam yedik yani.Deniz iyi allahtan.Yapılan testlerde bir şey çıkmamış; hafta içi taburcu etmişlerdi. Bağışıklık sisteminin çökmesi yüzünden demişler ve ilaç vermişler; bir süre kortizon alacakmış. Sen misin koştur koştur evlenip Antalya'lara giden:)
Pazar günü Bestekar'da yeni açılan "Turta"ya brunch'a gittik teyzemlerle. Kuzen vardiya olayından dolayı gelemedi. Mekan çok güzel; kahvaltı tabakları da çok büyüktü; çoğumuz bitiremedik.
2.filmimiz Patrick Süskind'in "Koku" adlı romanından sinemaya uyarlanan "Perfume-the Story of a Murderer". Kitabı seneler önce okumuştum ve hayli ilginç gelmişti. Film de güzel ama sonu bir garip bitti,nasıl yani deyip kaldık. Film, 18. yüzyıl Fransasında geçiyor. Jean-Baptiste Grenouille ,kokulara aşırı derecede duyarlı biri. Kendi kokusunun olmadığını anladığı zaman da istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katile dönüşüyor.. 7/10



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder