ISSEVENLER

Daisypath Anniversary tickers Lilypie Fourth Birthday tickers

Salı, Aralık 05, 2006

Hızlıca özet geçersek..:)

Sene sonu yoğunluğundan dolayı bırakın blog’a yazı yazmayı gün içinde internette gazetelere bile bakacak vaktim olmuyor bu aralar:( ama bu blog işi de bir garip gerçekten. Çok ilginçtir,yazmayınca,güncel tutmayınca rahatsız oluyorum ben. Bu yüzden geçen haftanın hemen bir özetini geçeyim istedim:)

Geçen hafta Ctesi günü evsahiplerimiz ev hayırlamasına geldi bize. Onlara da bize de garip geldi tabi olay; kendi evlerine misafir gibi gelmek ve evi gezmekJ Sağolsunlar hediye de almışlar ev için..İnşallah şu 2 sene de ne onlar için ne bizler için sorunsuz problemsiz geçer; zaten sonrasında inşallah kendi evimizde oturacağız:)

Ctesi akşamüstü İlhan ağbilere gittik. Eryaman bize uzak kalıyor ama sonuçta aynı şehirdeyiz, her iki tarafında altında araba var ama bir türlü biraraya gelinemiyor..bence düzenli bir hale getirelim, programları da baştan beraber yapalım; böylece sık sık görüşmüş oluruz. Deniz Naz özlüyor beni canım,ne yapayım:)

Deniz Naz ile güzel güzel yapbozlar yaptık. Demet abla sağolsun dolu şey hazırlamış;İlhan ağbi de şaraplar ile ilgilendi. Biz de bayağı açtık hiç ikiletmedik, hemen masaya geçtik..

Bol bol fotoğraf çekildi.Her karede Deniz Naz mevcut nerdeyse.Sonrasında iyice havaya girip videolarda bile oynadı valla..



Pazar günü sabah annemlere brunch’a gittik. Ctesi gününden emrivaki yapıp yarın size brunch’a gelelim mi dediğimizden yazık ctesi gününü alışverişle geçirmişler:) annem sağolsun açık büfe gibi donatmış masayı,ama işte ailedeniz diye bayağı indirim yaptı bize:) Hakan gelmişken annemlerin notebook'ta Lost dizisini seyretmelerine olanak sağlayacak programı kurdu. Artık kaçış yok. Bir izleyen sonuna kadar götürüyor diziyi:)



Pazar günü 2.durağımız Gökmen bey ve Tülay hnm’ların eviydi. Revna Ela bebeği görmeye gittik.Doğumdan sonra görme fırsatımız olmamıştı.Maşaallah bayağı büyümüş. Siyah saçlarına da kırmızı toka tuttumuşlar. Çok şekerdi valla..Ama ilgisizliğe gelemiyor hiç,ve de bir yerde sabit durmaya,devamlı birisi ayakta gezdirecek kendisini..Ohh ne ala valla..zor iş gerçekten.. Çetin bey ve eşi ile de bu vesile ile tanışmış olduk. İsmini daha önce duymuştum ama hiç tanışma fırsatımız olmamıştı. Arcadium’dan onları da alıp geçtik Gökmen bey’lere. Evleri de güzel de çok bi uzakta kalıyor ya; kaç kez aradık evin tarifini almak için. Ben oralarda gece korkarım valla:)

Hafta içi Salı günü 125.yıl Çayyolu Tiyatrosunda “Salome”adlı oyunu izledik.Oscar Wilde’ın eseri. M.S. 30 yıllarında, Roma İmparatorluğu yönetimi altındaki eski Filistin ve İsrailiye´de, Galile Kralı Antipos, üvey kızı Salome, kahin Yahya ve diğer ilginç karakterler arasında geçen olayları anlatan trajik bir öykü. Tiyatro yeni açılmış. Çok güzel binanın dışı da içi de. Salon da oldukça büyük. Arcadium’un da hemen yanında. Daha sık gitmeyi planlıyoruz inşallah.

Ctesi günü sabahtan annemlere geldim. Önce Koçtaş falan dedik ama hava çok güzeldi. Gölbaşı taraflarına gidip gezelim diye teyzemi de aradık 3 kız gezelim diyerek ama eniştem 3 kız bir oğlan olur mu deyince,sonradan da kuzenin katılımıyla kalabalıklaştık biraz. Teyzemlerin daha önce de gittiği ama bizim ilk defa gittiğimiz bir yere gittik. Ankara Büyükşehir Belediyesinin Mogan’ın dibinde yaptığı bir park alanı. Tam gölün yanına yaptıkları yürüme yolları, herdaim oturup dinlenme imkanı sağlayan banklar,adım başı cafeler ve çocuk oyun alanları,kayıkhane,fener vs havanın yumuşaklığından faydalanıp uzunca bir yürüyüş yaptık açık havada. Annemle teyzemi açık hava o kadar çarptı ki süs diye konulan atları gerçek at sanıp yorum bile yaptılar. Piknik alanları var sıra sıra. Sadece eti dışardan getiriyorsun; onun dışında herşeyi ordaki dükkanlardan tedarik edebiliyorsun.

Tabi yazın acayip kalabalık oluyormuş ama bence bu boş ve sakin hali çok da güzel. İskele üzerinde bir cafede oturduk. Gözleme yiyip çay içtik. Teyzeme de böyle yerleri bilip bizi daha önce götürmedikleri için kızdım valla:)

Bir dahaki sefere işlerinden dolayı Ctesi bizle gelemeyen eşimle fotoğraf makinesini de –kesinlikle- yanımıza alarak gideceğiz inşallah.
Pazar günü Arcadium'da sinemaya gittik. Önce "Köstebek"e gidelim demiştik ama sonra Jean Christophe Grange'ın "Taş Meclisi"inin sinemalarda oynadığını görünce hemen karar değiştirdik. Ama kitabın sürükleyiciliğinden filmde eser yoktu. Çok güzel işlenebilecek ama filmde gösterilmeyen ve atlanan yerler vardı. Tabi bir de Arcadium'da türkçe seslendirmeli hali oynandığı için bir türlü sinema havasına giremedim:( halbuki o kadar da heveslenmiştim..
Sinemada aradığımızı bulamayınca da ne yapalım evde dvd seyredelim dedik çoğu zaman. "Transporter 1" ve "Transporter 2" yi seyrettik. Fazlaca abartılı sahneler olmasının yanı sıra zevkle seyredilecek filmler.
Diğer bir film de "Snatch". Kendine has,değişik bir film gerçekten. Brad Pitt her zamanki gibi..
"Narnia Günlükleri", hep izlemek istediğim ama beklediğimden daha çok çocuk filmi bulduğum bir film. Ama konu olarak güzel.
İşte böyle geçip gidiyor hayat..

Hiç yorum yok: